ADALET ADALETSİZLİĞE TEMEL OLURSA
Adalet…
Galibiyet ve mağlubiyet düşüncesi üzerine kurulmaz…
Hâkim tarafsız değildir; haktan yanadır.
Bazen mahkemelik işinizin olması yetmeyebilir; hukukçu kadrolarla da ters düşmeyeceksiniz.
Bunu bir kenara yazın ve tarihe düşülen bir not olsun…
Savcı ve hâkim sadece ve sadece “Hakk”ın yanında olmayıp, bir grubun, cemaatin, siyasî gücün yanında saf tutmuşsa artık hukuk adamı değil, birilerinin adamıdır.
Mahkeme mesaisi “Kürsü”de değil, “Kürsü dışı” mekân ve mahfillerde verilir.
Daha vahimini de söyleyeyim: Suçunuz yoksa bile sosyal hayatınızı didik didik eder, bir yolunu bulup her hangi bir şahıs için suç ihdas edebilirler. Yahut tam tersi, gerçekten suçu sübut bulmuş olan için de masumiyet delili bulurlar.
Yaşanıyor mu?
Yaşanıyor…
Bu gözlerimim gördüğünü, bu kulaklarımın duyduğunu yazıyorum, yani tecrübelerimi…
Hakkınızı araması gereken hukuk adamları, hukukla değil siyasi yahut cemaat bağlılıklarıyla iç içe bir hayat tarzı sürdürüyorsa o ülke topyekûn hapishanedir. Bir kişi bile bu şekilde yargılanmış ve hüküm giymişse, hapishanedir; çünkü bu potansiyel olarak şartlar uygun olduğunda herkesin suçlu olabileceği anlamına gelir…
Darbe dönemleri bu potansiyelin zirve yaptığı dönemlerdir.
Bugün de durumun farklı olduğunu düşündürecek bir yapı olduğunu düşünmüyorum.
Yapı, insan unsuruna göre işler…
Bizim Sivas Yazıları, 16.07.2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder