22 Kasım 2025 Cumartesi

AHLAKIN KÜTÜKLEŞEN SOYSUZLUĞU
Ahlak hakkında soyut şeyler söylemek çok kolay, kolay ötesi kolay. Ahlak alanında profesör bile olabilirsiniz. İyi ahlakın, kötü ahlakın ne olduğuna dair öyle şeyler söylersiniz ki, belagat şaheseri olur. İş, gerçek şahıslara yönelip, bir çift söz söylemeye geldiğinde arkanız, önünüz bomboş kalır. Dostlarınız sessiz kalır, uzak durmayı tercih eder; düşmanlarınız derhal karşınıza geçer.
Neden düşmandırlar? Ben, bir türlü anlayamadım; içinde hasetlik olabilir, duyguları o an fırsat bulup açığa çıkmıştır. O adamdan çıkarı vardır; çıkarı uğruna size vurmaya başlar. Bazen ve bizde çok olduğu gibi fotokopiden çıkmış gibi birbirine benzeyen karakterler öyle bir araya gelir ki, şaşırırsınız. Müthiş bir iletişimleri vardır ve gece gündüz gıybetli, riyalı çok tatlı iletişirler; şehirler arası hat bile kurarlar. Bu iletişim sayesinde bir de "davun topu" gibi yeni düşmanlarınız olur.
Ne istiyorum? Çözüm teklifim var mı?
Hayır!
Daha birbirini arayıp da selam vermeyi bile temel ahlakî değer olarak görmeyen insanlardan dostun olsa ne olur, düşmanın olsa ne olur. Kapitalizm, ahlakı da döviz kuru gibi dalgalanmalara bırakmıştır. Bu dalgalanmalar içinde insan ilişkilerini iyi anlamak için temel soru, "Kimin, ne çıkarı vardır?" sorusudur. Daha birbirini arayıp da selam vermeyi bile temel ahlakî değer olarak görmeyen insanlardan dostun olsa ne olur, düşmanın olsa ne olur. Kapitalizm, ahlakı da döviz kuru gibi dalgalanmalara bırakmıştır. Bu dalgalanmalar içinde insan ilişkilerini iyi anlamak için temel soru, "Kimin, ne çıkarı vardır?" sorusudur. Elbette o ilişkiler içinde tortu olarak ahlakî değerler de -duruma göre- bulunabilir. Buna müsaade vardır. Ahlakın, "Allah ile kul arasında" olan biten bir şey olmadığına inananlar daima olacaktır; onlara mümin denir.
Müminlerin iletişim halinde olmayışı, itikatları ile amelleri arasında bağ kurmada zafiyetlerini gösterir.

15 Kasım 2025 Cumartesi

ODAK
"Çıktılık" yapmayı pek seven, medyatik bir kısım "İslamcı/İslamlaşmacı" vardı. Âlim vasfını taşıyanlar, kendi çapında cemaati olanlar da vardı."Yapmacık" tavırlı geliyorlardı bana; uzak durmayı tercih ettim; hâlâ uzağım. Kendi ön yargılarıma göre bunları hiçbir zaman "yerli" bulmadım. "Eleştirel" takılmak adına didikledikleri hususlar: İslamcılığın/İslamlaşmacılığın zuhurundan önce de var olan; modernizmle beraber daha şiddetle vurgulanan ve bir bakıma hitabeleştirilmiş hususlardı.
Bende şimdi geldikleri ve eklemlendikleri odağın, çıktıkları odakla aynı olduğu hissi uyandırıyor, söyledikleri. Aslında çıktıkları yer de yok, geldikleri bir yer de.
Ağır ve parsellenmiş konular, kalem oynatmaya, yeni kitaplar yazmaya müsait. Sadece, çıkılan yerle varılan yerin çatallı konumu beni ürpertiyor. Parmağı bırak, aynı kara deliklere akıllarını kerrat ile sokanların davası, iddiası, duası nedir? Soruyorum, soruyorum; kendi kendime soruyorum. Ama her soruya cevap vermek zorunda değilim; kendi sorum da dahil. Soru olarak kalsın.