31 Temmuz 2015 Cuma

İRAN İSLAMÎ CUMHURİYETİ NE DİYOR?
İran Genelkurmay başkanı Hasan Firuzabadi, ""Türkiye'nin IŞİD teröristlerine operasyon adıyla bu örgüte karşı direnen Kürt gruplarını hedef alması stratejik bir hata olmuştur. Bu hata, tekfiri teröristlerin Türkiye sınırlarına ulaşmasını kolaylaştıracaktır!" demiş...
Bu sözlerinin açılımı şudur:


Kalekollar İran devletini çıldırtıyordu, şimdi ise daha çıldırdı... Çünkü lojistik destek üniteleri çok darbe alıyor.

İfadesinde Türkiye'nin bu operasyonla "Tekfirîler"in gücünü artırmayı hedeflediğini söylüyor... Bu doğrudan bizdeki İranperestleri tavlama numarasıdır... 
İslamın şart bir: Takıyye...

Kelime-i şehâdet de lazım olunca öyle değil mi?
Hayatımda İran İslam Cumhuriyeti demedim. Çok lazım olursa İslamî Cumhuriyet dedim... İran sadece İslamî'dir... İslam ile "î" aidiyet ekiyle bağlantılıdır. Bu çerçevede, Ortadoğu'da "İslamî" olmayan hiç bir devlet, hattâ hiçbir grup yoktur.
Türkiye sınırına bir tampon terör örgütü İran'ın nasıl da işine geliyordu ama...
Şimdi gidip kahvenizi için Kandil'de, zoraki çelebiler!

Belki Pers Tarihi üzerine de muhabbet edersiniz...
Muhabbetten kim zarar görmüş cancağızım(!).

Bizim Sivas Gazetesi, 31 Temmuz 2015 Cuma, 14.30

30 Temmuz 2015 Perşembe

DEMİRTAŞ&CEMAAT
ABD'nin hangi güç odağının 17 Aralık'ın arkasında olduğu netlik kazanmıştır.
Kamuoyunun henüz farkında olamadığı kadar derin ve hazırlıklı Demirtaş&Cemaat ittifakı yeni bir "huruç" hareketiydi... Cemaatin seçimlerde alenen HDP destekçiliği yapmasının bu günlerle ve yaşadıklarımızla bağlantılı olduğunu anlamak kehanet değildir. En az İran kadar takıyyeci bir topluluğu doğru tanımalıyız.
Operasyon ise tam zamanında yapıldı...
Konu sadece terör değil yani, terör sadece mahut ittifakın destek aracıdır.

DAEŞ'e mal edilen katliamın arkasında da, PKK'ya mal edilen polis cinayetlerinin arkasında da ABD'nin İsrail'e yakın kanadı olan güç odağı vardır. Benim tahminim Mossad'ın işi olduğudur. İki unsur da son derece hazırlıklıydı ve organize idi. Ama olmadı, bu sefer de ABD'nin başka bir kanadı devreye girdi. Bunun da elbette bize bir maliyeti var, önümüzdeki günlerde göreceğiz.
İnşallah atıl kalacaktır ve çözülecektir, 17 Aralık teşebbüsünde olduğu gibi...
Şu an Demirtaş&Cemaat ittifakının girdiği panik havası da öyle gösteriyor. Demirtaş'ın Reuters'e verdiği beyanat tam ibretlik, dinlemenizi isterim. "Türkiye Kürtlerin Toprak Bütünlüğünü Bozmak İçin Operasyon Yapıyor!" demiş. Avrupa'daki müttefiklerini bilgilendiriyor.
Barış ise bunlarla değil, bunlara rağmen gerçekleşecektir: Yeni muhataplarla ama...
Barışa şu an daha yakınız...
En büyük muhatap %70'lik PKK'lı olmayan halktır. Devlet, onların gönlüne su serpilmelidir. Gönülleri yanıktır çünkü...

29 Temmuz 2015 Çarşamba


MÜNAVEBELİ iMAN
Baştan sona asla seyretmedim ama ne olduğunu biliyorum STV dizilerinin. Zararlı gördüğüm için, baskı yapmazdım ama seyredilmesine de rızam yoktu...
Avareliği çok severim ama nasip olmadı, galiba olmaması gerekiyor...
Uzatmayayım, muhteremler dizilerinde "Asker"i uçuruyor, "PKK"lı teröristleri ise kırıyorlardı. 
Dizi tabii, gerçek hayat değil...
Diziler, açık oturumlar, haberler avam içindir; piramide uzaktan tapınır gibi bakmaları kafidir...
Bu işler "yüksek siyaset" işidir...
Piramidin tepesinde akademi ödüllü büyük senarist var, hem senarist hem çok büyük bir aktör...
"Yüksek Siyaset" insanları ne hale getiriyor, farkında bile değiller...
Belki bazıları farkındadır, yukarıdakiler filan...
Bir yandan keşke olmasaydı şu medya imkanları, sosyal paylaşımlar filan diyorum ama öyle katı bir realite ki, kaçamıyoruz...
Bazen yirmi dört saat kesintisiz okuyan, takip eden biriyim...
Haksızlık etmemek ve iyi anlamak için...
Bugün şunu anladım PKK'nın beceremediği bütün taktikler cemaat yazarlarında ve televizyonlarında idi... Demirtaş'a çok ince taktikler vermekte idiler...
Hiç bir itirazım yok, çünkü kişi sevdiğiyle beraberdir...
Ama mesela Demirtaş'ın aşağı yukarı kendince sağlam bir çizgisi var, inancı var, davası var...
Sizin dininiz, imanınız, siyasetiniz ve hatta dizileriniz bile muayyen bir çizgi bildirmiyor...
Kısmen anladım ama daha hakkınızda bilmediğimiz çok şey var galiba... Siyasi taktik icabı PKK'lı bile olabildiğinizi de gördük... Başka neler olacaksınız bilmiyorum, merak da etmiyorum...
En iyisi uzak, çok uzak durmak...

Bizim Sivas Yazıları, 29 Temmuz 2015, 23.23
VATAN ÜZERİNE DÜŞÜNMEK!
Yerimizi yurdumuzu bilmiyoruz!
Nasıl bir kaygan zeminde olduğumuzu düşünmeye başlamak, başlı başına ciddiyet olur...
Vatanı sevmek imandandır, üzerine düşünmek ise ibadettir...
Ve düşünmek, kadın erkek herkese farz-ı ayndır!
Son içtihadımdır... 
Kendime geçerlidir; tahkiki sahih olan taklit edebilir...

28 Temmuz 2015 Salı

PEÇETECİLER!
Ne adi adamlarsınız siz be ya...
Satma satın alma diye bir şey yok. Terör örgütü hem kullanılır, hem de kendisini gönüllüce kullandırır.
Alt katta cenaze varken, üst katta tepişen playboy, playgirl gibisiniz. Fikir fahişeliğinize sınır yok...
Teröristin silahı bırakması kadar, sizin kalemlerinizi bırakmanız da halkın selameti için şart...
Bir de değil, sekiz dilde namussuzluk ve ihanet fışkırıyor kalemlerinizden...
Şuursuz çocuklara silah verip cinayete azmettirmekle, sizin elinize kalem verip yazı yazdırmak arasında fark yok...
Gündüz tabutlara yatan, gece kanla beslenen vampirler gibisiniz...
Bir milletvekilinin silah kuryeliği, TIR hadisesinin binde biri kadar dikkatinizi çekmemişse, dininizden geçtim, insanlığınızı sorgulayın.
Daha önce de sordum... Siz kimin kamyonusunuz yahu Allah aşkına, kimin nakliyat ambarısınız? Bence gazete değil, uluslararası sömürgecilerin, terör patronlarının peçetesisiniz... 
Peçetecisiniz...
Peçeteciler!

Bizim Sivas Yazıları, 28 Temmuz 2015

27 Temmuz 2015 Pazartesi

KANDİLİN HINÇAKLARI KİMİN İÇİN ÇALIYOR
Bazen kardeş kardeşi vurur ama kardeşlikten öte kardeşlikler kurulur...
Bedir, zirve örnektir...
Kan bağının üstüne çıkan kardeşlikleri düşünmeyen beyin her türlü hainliğe açıktır, evvelâ insanî bir akla imkân vermez.
Kandil, Kürt kardeşlerin selameti için yerle bir edilmelidir. En büyük zulmü de Kürtleredir...
Kürtler Kandil zulmünden kurtarılmalıdır.
Kandil, kökten kurutulmadan Kürtlerin kendi aralarında barışmaları bile mümkün değildir...
Kandilin en önemli işlevi, Kürdü Kürde kırdırmak değil midir? Bunu o kadar sinsi bir şekilde yapmaktadır. Din ve etnisiteyi kargaşa zemini olarak kullanp, aradan sömürgeci batılının gümrük memuru bir devlet kotarma sevdasındadır.
Bu hayalin peşinden insanları ölüme sürüklemek en büyük vahşet, Kürtlere yapılan en büyük ihanettir...
Cemil Bayık, bir hafta önce  "Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı" dedi. Üstelik dünyaya ilan eder gibi...
Bu çağrı bana doğrudan Taşnak'ın bir zamanlar kullandığı eylem ilkesini hatırlattı
Taşnak, "Türkü, Kürdü her yerde ve her şart altında vur. Gericileri, sözünden dönenleri, ermeni hafiyeleri, hainleri öldür. İntikam al!" emri vermişti, komitacılarına. Taşnak, ayrıca Paris'te düzenlenen Jön Türk kongresine de katılmış, özerklik nutku çekmişti. Taşnak, federasyon demek. Bir de Hınçak var, kelime anlamı "Haç" demek ama Marxist bir örgüt, Rusya'daki Ermenilerle, Türkiye'dekileri bütünleştirip "Büyük Ermenistan" hayali peşindeler. Tabii, batılı devletler de acayip gaz veriyorlar.
Malum, tarih kafiye yaparmış ve vezne, redife, kafiyeye dikkat çekmek istedim...
Tarihçilikle ilgim yok, ders almak gayesinde mütevazı bir okuyucuyum... Tarihi ne muska yapıp boynuma takarım, ne de oradan kendime ilmihal çıkartırım.
Büyük tarihçiler konuşmak yerine homurdanıyor, küçük tarihçiler ise ona buna küçükleniyor. Oysa tarihî olaylardan yasa çıkmaz, yönelimler çıkar. Yönelimler hakkında sözü olmayan tarihçilik, sadece gevezeliktir.
Kandil'in bugüne kadar ki fiilleri, ilkeleri, söylemleri Hınçak-Taşnak sentezidir. Tarihin yönelimi de benzer bir sona işaret edebilir...

Bizim Sivas Yazıları, 27 Temmuz 2015, Pazartesi, 21.08

25 Temmuz 2015 Cumartesi

VESİKALI TARİHÇİLİK 
Ayşe Hür, ayrıca tarihçi ve yazar...
"HDP'ye 120 kez saldır, Diyarbakır'da dört kişiyi öldür, 400'ünü yarala, 32 sosyalisti öldür. 3 polisin intikamı için Kandili bombala. Ne kadar adil!" diye yazmış...
Efendice mantık hatalarına dikkat çekeyim dedim, engellenmişim. Tanımam bilmem aslında ama dışarıdan görevli biri olduğunu tahmin ediyorum. Provokatör anlayacağınız, kışkırtıcı...
Bu bayan tarihçi takılıyor...
Tarihçi...
Bir aylık hafıza ile nasıl tarihçilik yapılır bilmem ama memleketin akademisyenlerinden. Sağlam vesikalı bir tarihçi yani... 
Konu üç, beş, dokuz değil sayın tarihçi-yazar, istatistik hiç değil...
Kandil de bir köy filan değil, Alamut kalesi gibi bir savaş karargahı...
Ayrıca bu sayılar insan, her biri tek tek ayrı bir candır. 
Öyle değil de, dengeli olarak ölümler olsa, bir sizden-bir bizden gibi, "Aaaa ne kadar adil!" mi, diyecektiniz.
Sosyalist dediğiniz gençleri sizin tuttuğunuz PKK ile benim asla ve asla  tutmadığım DAEŞ beraberce başardı, utan ve çamur atma...
Türkçeniz ve imlanız o kadar bozuk ki... Boğaziçi'nde fazla "İngiliz" yetiştirmişler sizi galiba. Bir "Fransız kalmak!" deyimi vardı, galiba "İngliz olmak" diye bir deyim de eklemeliyiz...
Anladım bilginize esas tarihî vesikanız var ama bari vesikanızı doğru değerlendirin...


Bizim Sivas Yazıları, 25 Temmuz 2015, Cumartesi, 22.30