22 Temmuz 2015 Çarşamba

ANALİZ VE İLMİHAL
Bir zamanlar kitap kurdu olurdu, şimdi sosyal medya kurtları var. Belki medya fareleri demek daha uygun olabilir, mausu iyi kıvırıyorlar ya, oradan yani ki...
Sayın sosyal medya ajanı, sizin analiz dediğiniz ordan burdan laf devşirmektir. Devşirilen lafları da analitik kılığa büründürmektir. Suç sizde de değil sizi yetiştiren hocalarda/hocaefendilerde...
Al sana analiz: DAEŞ'in ideolojisi yoktur, görevleri vardır. Portatif ve devşirmedir...
İlmihal bilgisi ile kavranılacak konulardır yaşananların çoğu, analize ihtiyaç yoktur.
"Vatan sevgisi imandandır!" meselâ, pek çok şeyi anlamaya yeter. Gerçi sizler buna hamaset(!)dersiniz ama varsın olsun...
Vatanında huzuru bulamayan binlerce insana bir bakın...
Belki analitik hoppalıklardan, hijyenik züppeliklerden vazgeçersiniz.

Bizim Sivas Yazıları, 22 Temmuz 2015

20 Temmuz 2015 Pazartesi

MEZAR ARASINDA HARMAN
“Mezar arasında harman olur mu?” diyor türkü…
Ortadoğu’nun halini anlatıyor, anlayana…
Ve tabii bizim ülkemizin de…
İnsaniyeti iğdiş edilmiş bir şiddet söylemi, en yetkili ağızlarda ölçüyü iyice kaybetti…
Terör eyleminin hemen sonrasında birilerini, devleti, kurumları hedef gösterenler kimlerse, bence terörle iş birliği yapanlar da onlar.
Etnik partinin sayın lideri, sağduyuya çağırdı. Bir an şaşırdım ve sevindim. Arkasından, “Sağduyu, öfkenizi nereye yönelteceğinizi bilmektir!” diye sözü bağladı. Bir dizi de adres verdi, bir nevi halkını(!) sokağa çağırdı. Belki başarılı da olmuştur, haberleri izlemiyorum, çünkü dayanamıyorum.
Baştan beri mezar arasına da değil, mezarlar üstüne harman kurdunuz ve hasadını yiyorsunuz. Öyle olmasaydı, şu gün böyle bir söz söylemezdiniz.
Mezar arasında harman olur mu?
Olmaz…
Ama olur diyorsunuz…
Böyle bir harmanın hasadı da kan olur…

Bizim Sivas Yazıları, 20 Temmuz 2015, 22:16.

19 Temmuz 2015 Pazar

RİCAL VE HALK
"Büyük bildiğini, küçük gördüğünü yapar." derler...
Bu yüzden devlet büyüklerinin, liderlerin, cemaat önderlerinin davranışları halkı derinden etkiler.
Üslup, davranış, giyim kuşam, jest ve mimik hattâ...
Ekser ahali ricalin davranışını nefsine hüccet kılmaya meyillidir.
Rical, kendi şahsi ahvalini meşrulaştırmak yerine, güzel ahlakın her cüzünü samimiyetle tatbik etmelidir.
Afakî olanla, enfüsî olan arasındaki bağ tek yönlü değil; çift yönlüdür, kesinlikle öyledir. Daha sarih söylersek: Kalp ile göz birbirini besler; gözden kalbe, kalpten göze yol vardır...
Gâhî rical kalp, ahali gözdür; gâhî ahali kalp, rical gözdür...


Bizim Sivas Yazıları, 19 Temmuz 2015

16 Temmuz 2015 Perşembe

ADALET ADALETSİZLİĞE TEMEL OLURSA
Adalet…
Galibiyet ve mağlubiyet düşüncesi üzerine kurulmaz…
Hâkim tarafsız değildir; haktan yanadır.
Bazen mahkemelik işinizin olması yetmeyebilir; hukukçu kadrolarla da ters düşmeyeceksiniz.
Bunu bir kenara yazın ve tarihe düşülen bir not olsun…
Savcı ve hâkim sadece ve sadece “Hakk”ın yanında olmayıp, bir grubun, cemaatin, siyasî gücün yanında saf tutmuşsa artık hukuk adamı değil, birilerinin adamıdır.
Mahkeme mesaisi “Kürsü”de değil, “Kürsü dışı” mekân ve mahfillerde verilir.
Daha vahimini de söyleyeyim: Suçunuz yoksa bile sosyal hayatınızı didik didik eder, bir yolunu bulup her hangi bir şahıs için suç ihdas edebilirler. Yahut tam tersi, gerçekten suçu sübut bulmuş olan için de masumiyet delili bulurlar.
Yaşanıyor mu?
Yaşanıyor…
Bu gözlerimim gördüğünü, bu kulaklarımın duyduğunu yazıyorum, yani tecrübelerimi…
Hakkınızı araması gereken hukuk adamları, hukukla değil siyasi yahut cemaat bağlılıklarıyla iç içe bir hayat tarzı sürdürüyorsa o ülke topyekûn hapishanedir. Bir kişi bile bu şekilde yargılanmış ve hüküm giymişse, hapishanedir; çünkü bu potansiyel olarak şartlar uygun olduğunda herkesin suçlu olabileceği anlamına gelir…
Darbe dönemleri bu potansiyelin zirve yaptığı dönemlerdir.
Bugün de durumun farklı olduğunu düşündürecek bir yapı olduğunu düşünmüyorum.
Yapı, insan unsuruna göre işler…


Bizim Sivas Yazıları, 16.07.2015

14 Temmuz 2015 Salı

DİŞÇİNİN REZİDANSI
Konu dişçinin rezidansı mı?
Millet Meclisi'nin kimlerden oluştuğu mu?
Birisi vekillik yarışına avantajlı başlamış hepsi o...
İl il vekillerin nasıl ilişkilere girdiğinin çetelesini yapın. Anlarsınız...
Doyurmak da zor, doymaları da...
Çoğu Ankara'ya kapağı bir atmaya görsün, parti disiplini(!) içinde akçeli işlere dalmaktadır... Parti disiplini denilen şey de "parmak çocuk" ister, yetişkin şahsiyet değil.
"Sayın vekilim!" lafını duydukça kasım kasım kasılırlar. Acayip de akıllanırlar hepsi...
İyi yönetilmek için seçimle vekâlet verdiğimiz adamların idealleri olması lazım; gecikmiş dünya hırsları değil...
Şu da var: Her şey birbirine uyumlu, bugünün küçüğü yarının büyüğü:).
Kolunda yiğit kolçağı olan adamlarla millet her belâdan kurtulur. Koluna nakışlı, mücevherli saat takmakla da kimse adam olmaz.
Özel örnek seçip gönderme yapmak gibi bir derdim yok, böyle bir şey derdimizi anlatmamızı engeller. Umumî ahval budur. Görünen tarafı kaza(!) ile açığa çıkandır.
Yapı bozuk...
Kişilikler bozuk...
Her ikisi de bir birini besliyor...

Bizim Sivas Yazıları, 14.07.2015

11 Temmuz 2015 Cumartesi

KAVANOZDAKİ DEVLET
Modern devlet, demokrasi maskeli bürokratik engeller modelidir. Manevra kabiliyeti zayıf modellerden ise süratle kaçış var...
Defalarca bu demokrasi uygulaması sakat dedik, hantal dedik…
Saray velvelesiyle ortalığı şamataya verirken, asıl yapılması gerekenler konusunda en ufak bir bilgi kırıntısı yok…
Mesut Uçakan’ın Kavanozdaki Adam’ını seyredenler bilir. Bir mütefekkire, bir cahilin beynini naklediyorlar. Adam kalkıp “Hatçaaa!” diye bağırıyor.
Bizim devlet de bir tür Kavanozdaki Devlet. Operasyonlarla oluşturulmuş ama hâlâ dış dünya ile temasta zorlanıyor.
Ufuk mu bu şimdi efendi?
Kavanozda devlet, fanusta devlet başkanı...
Oynamak için kendine yer açmaya çalışan çocuk gibisiniz...
Bu yaşa geldiniz hikâyeniz yok hâlâ...
Olmaz da...
Saygıdeğer büyüklerimiz, sayın siyasetçilerimiz sizlerin özgünlüğe değil, derse ihtiyacınız var. Dünya beşlisine bir bakın, hareket kabiliyetlerini artırmak için merkezlerini nasıl kuvvetli tutuyor ve harıl harıl çalışıyorlar.
İtiş kakış esnasında otomatiğe bağlanmış makine gibi hareket eden bir devlet modelinden ve bürokratik hantallıktan bu millete asla hayır gelmez...
Akla gelebilecek her alanda araştırma kurumlarımız, istihbarat gücümüz, ehil danışmanlarımız olmalı. Şu andakiler göstermelik, taklit ve kifayetsiz.
Kuvvetli bir devlet merkezi, işleyen bir demokrasi modeli şart…
Bugün olmalı hem de gecikmeden…
Siyasetçi üst siyaset üretemiyor, güne ve gündeme üfürüyor…
On defa seçim olsa, filan gitse, falan gelse yine bir şey olmaz.
Çünkü siyasetçi de bir tür profesyonel bürokrat gibi…
Parmakları var, kavanozdaki devlet için bu kadarı yetiyor.
Beş yıl sonrasını ciddiyetle düşünen olduğunu bile sanmıyorum.

Bizim Sivas Yazıları, 12.07.2015

7 Temmuz 2015 Salı

VEKÂLETEN ÖZGÜRLÜK
Hannah Arendt,"Yetişkinlerin otoritesinden kurtulmakla çocuk özgürleştirilmiş olmaz, çok daha ürkütücü çoğunluğun zalimliğine, maruz bırakılmış olur!" demiş... 
Bunu hayatının kısm-ı azamı üniversitede geçmiş biri olarak, iyi bilenlerden biri sayılırım...
Elinin önünü arkasını bilmeyen ama kalıbı büyük adam gibi gösteren çocukların özgürlüğün ne işe yarayacağını öğrenebileceği tek yer aile ortamıdır. "Özgürlük Eğitimi" verilmediğinde, çok fazla eğitim zayiatı veriyoruz.
Baştan ayağa ve güya rasyonelleştirilen dünyada kendini tüketen insana, aklını kullanmaması gereken bir özgürlükler pazarı kurulmuştur... Aklını kullanmasına gerek yoktur, çünkü eldeki seçenekler zaten hür aklın ürettikleridir, ayrıca zahmete gerek yoktur.
Tepe tepe kullananın, aslında tepile tepile kullanıldığını anlamak; mevcut dünyada sorumluluk sahibi insan olmanın ön şartıdır...
Bu noktada roller değişiyor...
Pazarın sunduğu özgürlük mallarını fiyakalı bir biçimde kullanan epistemik, siyasi, iktisadi seçkinler, mevcut dünya sisteminin garantörleridir... Çünkü sorumluluk taşımazlar, riske girmezler, birbirlerinin pisliğini örterek yaşarlar...
Çoğunluk zalim midir?
Evet...
Ama zalimlikleri vekâletendir.
Çoğunluğa vekâleten “özgürlük üretenler”in zalimlikte vekilidir çoğunluk…
Bizim Sivas Yazıları, 7 Temmuz, 22.45, 2015