5 Mayıs 2013 Pazar

TATLISU MÜSLÜMANLIĞI

Tatlısu Frenkleri…
Nam-ı diğer levantenler…
Pera merkezli bir modernizmin ilk muallimleridir bunlar…
Avrupalı olmak sevdasına kapılan payitaht seçkinlerine, hatta bazı Türk büyüklerine terakki dersi vermişlerdir. Batıya açıktırlar ama İstanbul’da yaşamayı tercih ederler. İstanbul’a geçici olarak gelen frenklerden farkları bilinsin diye onlara “Tatlısu” sıfatı verilmiştir. Tebessüm ettirici bir lakap…
Tatlısu Frenkleri Türk adetlerini de pekâlâ bilirler, müslüman bayramlarında kendilerini ziyaret eden misafirlerine likör ikram ederler… Likörü memnuniyetle lıkırdatan bu levanten mukallidi Türkler, yüksek sesle olmasa da “Ah n’olur, şu bizimkiler(!) de likör ikram etseler…” diye geçirirler. Likör, medeni olmanın biricik göstergesidir…
Tatlısu Frenkliği, hususen İstanbul ve biraz da İzmir mahreçlidir ama “ahlak” olarak tesirlidirler. Anadoludaki gayr-ı müslüm unsurlar üzerinde etkindirler… Mesela Sivas Ermenileri’nin bayramlarda likör ikram edişi ve bu likörü içen bazı görgüsüz ve züppe ailelerin bunu fevkalade medeni bir davranış olarak değerlendirmeleri buna örnektir.
“Tatlısu Frenkliği” alt ve etkin bir kültürdür… Bunlar batılı frenklerle, içimizdeki ermeni ve rumların oluşturduğu aileler ve çevrelerdir, zımmîlik, tanzimat, batılılık melezi bir oluşumdur… Bugün etkileri hissedilmez, çünkü terakki yolunda katettiğimiz mesafe onların varlığını gölgelemiştir. “Yerli” ve çarpıklıklarıyla da ilginç bir sosyolojik oluşumdur bu Tatlısu Frenkleri… Zamanım olsa ve mekânında olsam onlarla dostane sohbetler eder, derinlikli bir makale, belki kitap yazabilirdim… Neler çıkardı onların hayatından, ne karanlıklarımızı aydınlatırdı; buralar “Osmanlı Yurdu”dur, hissetmek bile dünya lezzetidir…
“Tatlısu Levreği” diye bir balık var ya, galiba buradan çağrışımla bulunan bu “Tatlısu Frengi” tabirini mutlaka muzip bir Osmanlı nüktedanı ilkin telaffuz etmiştir, sonra da bir “kültür ıstılahı” olmuştur.
Bir de “Tatlısu müslümanlığı” var şimdi…
Kendini iyice hissettiren bir “ahlakî duruş” olarak var… Sosyetesi/sosyeteleri de oluşmaya başladı…
Bir zamanlar Tatlısu Frenkleri’nin davranışlarına benzer incelikler(!) tamamen mevcuttur…
Bir önemli gösterge olan eğlence biçimi, tatil, giyim, kuşam; hülasa ful-aksesuar yeni bir zümre ve yaygınlaşan bir ahlaktır: Tatlısu Müslümanlığı…
Öyle güzeller görüyorum ki, işgal günlerinin İstanbulundaki Levanten hanımlar eline su dökemez, öyle delikanlılar görüyorum ki, metro-erkek… Ve acayip de müslüman…
Geçenlerde bir mecliste hafif sertlik gösterdim, “Savaşçı Ahlakı”ndan sözettim, suratlar asıldı…
Bir de partye katıldım sadece “likör” yahut “şampanya” yoktu, geri kalan tam terakki(!).
Sonra bir daha… Herşey vardı; ayılana kazos, bayılana limon, içene ayran ve bilumum müskirat…
Değişim kaçınılmaz bir süreç imiş…
Desem ki, “Değiştirmek” gücü de şahsiyetin biricik göstergesidir… Tıkız gelir…
Değişim ve tokuşum… Değişin ve tokuşun…
Ben bu işlerde yokum…

Bizim Sivas Gazetesi, 6 Mayıs 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder